|
|
|
|
|
|
|
| | Pt | Sa | Ça | Pe | Cu | Ct | Pz | | 30 | 31 | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | | 27 | 28 | 29 | 30 | 1 | 2 | 3 | | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
|
| |
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
sınır ötesi operasyonla ilgili ne düşünüyorsunuz |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tarantino intikamımızı aldı! |
|
|
|
|
| |
|
Allah Azbuz.com'dan razı olsun. Yaptıkları ön gösterim sayesinde Tarantino?nun son filmini gösterime girmeden evvel izleyebilen şanslı kitlenin içinde yerimi aldım. Aldın da başın göğe mi erdi demeyin, hakikaten erdi. O ne filmdi öyle! Film 70'lerin havasını yansıtabilmesi için dijital yollarla eskitilmiş. Renkler, müzikler, plaklar, arabalar, saçlar, başlar, klişeler, bütün o retro haller, 70'li yılların havasının solunduğu ortamda gelen cep telefonu smsleri ve ipodlar filan nefis.
Tarantino filmi diyoruz ama Quentin Tarantino esasen filmi kadim dostu Rebert Rodriguez ile birlikte yazıp yönetmiş. İstismar sinemasına ithaf elden film iki parçadan oluşuyor ve biz topuna birden grindhouse adını veriyoruz. Bizde gösterime giren o iki parçadan sadece biri: Death Proof (Ölüm Geçirmez) Rodriguez?in çektiği ve ticari sebeplerden dolayı olsa gerek, (Hatırlarsanız Tarantino?nun bir seferde gösterilmesi için çektiği Kill Bill'i de ikiye bölüp cüzdanı doldurmuştu bu ticari sebepçiler) ancak Temmuz'da izleyebileceğimiz bölüm ise Planet Terror adını taşıyor.
Ölüm Geçirmez, filmde "Dublör Mike" namıyla arzı endam eden Kurt Russel'ın bir nevi ölüm makinesi olan arabasına atlayıp genç kadınların soyunu kurutmayı amaçlayan faaliyetlerde bulunmasını üzerine inşa edilmiş. Russel, arabası ile gözüne kestirdiği genç kadınları birer birer öldürürken, arabanın içindeki muazzam sistem sayesinde her kazadan sağ sağlim kurtulmayı başarıyor. Ama işte Tarantino, bu çekirgenin öyle defalarca zıplamasına müsaade etmiyor. Onun vasıtasıyla kadınlar intikamını doya doya alıyor.
Tarantino Death Proof'ta her zamanki gibi klişelerle oynuyor, bizi bol şiddetli sahnelerin, kan ve dahi revanın orta yerinde bırakıyor. Bit pazarına nur yağdırmak hususunda ayrı bir marifete sahip olan yönetmen özellikle Vanishing Point filmine göndermeler yaparken, beyaz bir Dodge Challenger'in üzerinde rüzgârla kucaklaşan genç kadınları beyaz perdeye taşıyor. Araba ve hız tutkusu bu kez erkeklerle değil kadınlarla birlikte anılıyor.
Ölüm Geçirmez'in sapık katili Amerikan filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz tüm klişeleri (öldüreceği kadınların fotoğraflarına bakıp bakıp Nuri Alço kahkahaları atmak gibi) bünyesinde barındırıyor. İşini büyük bir ustalıkla sürdürürken nihayetinde çetin cevizlere rastlıyor. Filmin finalinde de üç kadın Tarantino'nun desturu ile kadın katilinden feci halde intikam alıyor. Biliyorsunuz yönetmenimiz tıpkı Kill Bill'de de olduğu gibi kadınlara erkeklerden intikam alabilmeleri ve kahramanlık gösterebilmeleri için sık sık şans tanır. E bu beyaz perdenin kadınlara her zaman sunduğu bir şans olmadığından bizler de genellikle nefeslerimizi tutarak izleriz o anları. Ölüm Geçirmez'in finalinde de tam bir kana kan dişe diş durumu mevcut.
Bu noktada, eh şimdi iyi mi oldu? Kadını da hep küçümsediğimiz şiddet meraklısı varlığa indirgeyiverdik diyebiliriz. Zira filmde kadınların intikam alırken ne denli erkekleştiklerini görmek zor değil ama ne yalan söyleyeyim kadınlar öyle ya da böyle intikamlarını alırken içimin yağlarının erimesini de engelleyemiyorum. Şiddeti savunuyor değilim elbette ama filmde kadınlar arasında geçen diyalogu da yazmadan geçmeyeceğim. Kadınlardan biri bir diğerine neden silah taşıma ihtiyacı duyduğunu soruyor. O da gecenin bir yarısı çamaşır yıkamak için çamaşırhaneye indiğinde bir sapığın kendisine tecavüz etmeye kalkabileceğini söylüyor. Diyalog şöyle devam ediyor:
-Sen de çamaşırlarını gündüz yıka.
-Çamaşırlarımı ne zaman istersem o zaman yıkarım.
-Silah taşımak zorunda değilsin. Biber gazı kullanabilirsin.
-Bana tecavüz etmeye çalışan birine biber gazının kaşıntısından daha fazlasını vermek isterim!
Filmi izlerken kadın karakterlerin nasıl da erkekleştirildiğini düşünmek de, şiddetin hangi hallerde meşruluk kazanacağı ya da kazanıp kazanmayacağı üzerine kafa yormak mümkün. Diğer yandan "kadın dostu" Tarantino'nun biz kadınlara her zamanki kazığından attığını gözden kaçırmak mümkün değil. Kendisi bir kere daha, klişelerle dalga geçiyormuş gibi yaparken, âdeti olduğu üzre uzun bacaklı güzel kadınları rahatça sergiliyor beyaz perdede. Kadınların popoları yakın planda sallanıyor ve hatta sahnelerden birinde genç kadınlardan biri bizim sapık katile bir de kucak dansı yapıyor. Amerikan filmlerinde hep erkeklere layık görülen kahraman ve savaşçı kimlikleri kadınlara vermekten gocunmayan yönetmenimiz, kendi filmlerinde de kadınları 'tıpkı diğerleri gibi' kullanmaktan çekinmiyor. Ama bütün yakın plan popolara ve şiddet yanlısı tutumuna rağmen biz filmden intikamımızı almanın sevinciyle ayrılıyoruz. İzleyince göreceksiniz, erkeklerden intikamımız çok feci oluyor.
Nermin Yıldırım
|
| |
|
|
|
|
|
|
|