Pazartesi Dergisi  Web Sitesi Anasayfası
Pazartesi Dergisi Hakkında
Pazartesi Dergisi İletişim
Pazartesi Dergisi Anasayfası...
   
AğuEylülEki
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
 
 
sınır ötesi operasyonla ilgili ne düşünüyorsunuz
 
 
bütün anketler
 

Aile içi şiddetle mücadelede erkeklerin eğitimi

 

Kadın Dayanışma Vakfı, Van Kadın Dayanışma Vakfı ile Hollanda MOVISIE kuruluşunun işbirliğiyle düzenlenen Aile İçinde Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede "Deneyimler, Öncelikler, İşbirlikleri Atölyesi"nde katılımcılara aile içi şiddetle ilgili erkeklere yönelik yaptığı eğitim çalışmalarını anlatan Sezai Aydoğan, erkeklere yönelik yaptığı eğitimlerle ilgili sorularımızı cevapladı.


Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ankara Üniversitesi ile Köln Üniversitesi'nde psikoloji ve eğitim rehabilitasyonu konusunda eğitim aldım. Yedi yıldır Hollanda'da yaşıyorum ve MOVISIE adlı bir kuruluşta uzman danışman olarak görev yapıyorum. Aile içi şiddetle mücadele ve cinsiyetler arası farklılıkların sağlık alanındaki önemiyle ilgili çeşitli projelere başkanlık ve danışmanlık yapıyorum. "Zincirin Eksik Halkası: Erkekler Olarak Sorunlarla Baş Etmek" başlığı altında bir proje geliştirdim.


Projenizle ilgili konuşmak istiyorum ama öncelikle MOVISIE hakkında kısa bir bilgi verir misiniz?

Hollanda Sağlık, Refah ve Spor Bakanlığı, alanda toplumsal çalışmalar yapan kurumların parçalanmışlıklarını önlemek, birbirleriyle sistematik ve destekleyici çalışmalar yapabilmeleri için üç ana başlık oluşturdu. Bunlar; gençlik, uzun dönemli bakım hizmetleri ve toplumsal destek. Toplumsal destek alanı MOVISIE çatısı altında toplanmıştır.


"Zincirin Eksik Halkası: Erkekler Olarak Sorunlarla Baş Etmek" adına bir proje geliştirdiğinizi söylediniz. Bu projenin amacı nedir?

Bu projeyi geliştirmekteki amacım; erkeklerin aile içi şiddetle mücadelede suç failleri olarak değil, sorunun çözümünde sorumluluk alması gereken bireyler olarak ele alınması gerektiğini düşünmemdir. Bugüne kadar aile içi şiddetle mücadele alanında yapılan çalışmalar genellikle kadınlara yönelik olup erkeler bu çalışmalarda hep yok sayılmış ya da suçlu olarak görüldüğü için hiç çalışma yapılmamıştır. Bu projede, erkeklerin kendilerini, toplumsal rollerini ve de aile içi şiddetin önlenmesiyle ilgili neler yapabileceklerini sorgulatmaya çalışıyorum.


Projenizi nasıl geliştirdiniz?

Bütün toplumlarda birbirine benzeyen kadınlık ve erkeklik rolleri ve belli davranış kalıpları var. Mesela, "Erkek çalışır, ailesini geçindirir, ağlamaz" gibi kodlar. Bu kodları kullanarak bir metot geliştirdim. Geliştirdiğim metodun üç aşaması var. Birinci aşamada erkek olma hali; ikinci aşamada sorunlarla baş etme; üçüncü aşamada ise belirlenen kodlara karşı çıkılmadığında ya da kendilerinden beklenenleri veremediklerinde gösterdikleri tepkiler yani aile içi şiddet üzerine çalışıyoruz.


Eğitim çalışmalarını nasıl yapıyorsunuz?

Yaklaşık 15-20 erkekle bir araya geliyoruz. Belli bir program çerçevesinde ve iki saatlik bir süre içerisinde belirlenen konuları hep birlikte konuşup, tartışıp kadına ve insan haklarına saygılı birey, baba, ağabey, kardeş, erkek arkadaş olarak neler yapabileceklerini gözden geçiriyoruz. Birlikte şiddeti durdurma yöntemlerini arıyoruz.

"Hoş geldiniz" faslından sonra "Erkek olmak nedir?" "Ne zaman erkek olarak kabul görüyorsunuz?" diye soruyorum. Bu sorulara bizim kültürden gelen erkeler genellikle aşağı yukarı hep aynı cevapları veriyorlar. "Ben bir iş sahibi olmadan erkek olarak görülmüyorum. Sünnet olduktan sonra erkek olarak görülüyorum. 18?20 yaşına kadar erkek olarak sayılmıyoruz. Ancak bir işimiz ve bir eşimiz olduğu zaman erkek olarak kabul ediliyoruz. Askere gidip geldikten sonra erkek olarak kabul ediliyoruz vb" İlk açıklamalarından sonra kendi aralarında gülmeye ve tartışmaya başlıyorlar. Tartışma devam ettikçe; aslında diyorlar sünnet de olsak, askere gidip de gelsek, evlensek de, iş sahibi de olsak, yine de eğer çocuk sahibi olamamışsak erkek sayılmıyoruz diyorlar. O zaman grup başkanı olarak; senden beklenenleri karşılayamadığında ne oluyor? Yani evlendin, işini kaybettin, aileni geçindiremiyorsun, çok da rekabetçi değilsin, ya da cinsel olarak da aktif değilsin, bu durumda evde neler oluyor diye soruyorum. Genelde çevrenin kendilerine saygılarının azaldığını; çevre tarafından ciddiye alınmadıklarını; bu sebeple bir takım gerginliklerinin başladığını söylüyorlar. Bu durumlarda kendilerini nasıl hissettiklerini soruyorum. Korktuklarını ve kendi içlerinde çatışma yaşadıklarını anlatıyorlar. Bu durumda ne yaptıklarını soruyorum. Eşleriyle çatıştıklarını, eşlerinin çenelerini kapatması için bağırmaya, çağırmaya ya da dövmeye başladıklarını söylüyorlar. O zaman, "Aile içinde hangi tür şiddet var?" diye soruyorum. Fiziksel şiddetin ne olduğu üzerine konuşmaya başlıyoruz. Aşama aşama aile içinde yaşanan diğer şiddet türleri üzerinde konuşmaya devam ediyoruz. "Eşinizle hangi problemleri yaşıyorsunuz?" sorusunu soruyorum. Eşleri ile cinsel problemler yaşadıklarını söylüyorlar. "Eşimle cinsel ilişkiye girmek zorundayım. Girmezsem başkasına gider diye korkuyorum," diyorlar. "Şöyle yapmazsan böyle olur, dikkat et diyor toplum. Anne söylüyor, baba söylüyor, ağabey söylüyor, kahvedeki erkekler söylüyor. Sen kılıbık oldun. Yahut sen inceldin gibi dokundurmalar..." Bu sefer cinsel olarak kendini kanıtlama baskısı oluyor. "Ne yapacağımı bilemiyorum. Eşimi cinsel ilişkiye zorluyorum," diyorlar. Fiziksel şiddetten sonra cinsel şiddet başlıyor. Diğer taraftan da çocukların ve yaşlıların istismarı oluyor. Bunlar hep arka arkaya geliyor. Hep birlikte şiddet türlerinin tanımlarını çıkartıyoruz. Başlangıçta bir kez vurmayı şiddet olarak görmüyor. Diyorum ki; bakın vurmak, dövmek, itmek, tekmelemek fiziksel şiddet. Aşağılamak, küfür etmek, şişkosun, beceriksizsin, sen de kadın mısın gibi söylemlerin psikolojik şiddet olduğunu, eşiyle zorla cinsel ilişkiye girmenin cinsel şiddet olduğunu söylüyorum. Şiddet türlerinin farkına varıyorlar. "Aslında ilk başta ben o kadar da saldırgan değildim," diyorlar ve bir sessizlik başlıyor. Kendi içlerinde konuşuyorlar. O zaman diyorum ki; "Bana bir şey söylemek zorunda değilsiniz. Ben eşinize şiddet uygulayıp uygulamadığınızı merak etmiyorum," diyorum ve "Etrafınızda böyle bir şey yaşayan tanıdığınız biri var mı?" diye soruyorum. Önce yine bir sessizlik oluyor. Sonra, tanıdıkları böyle erkeklerin olduğunu ve ne yapacaklarını bilemediklerini söylüyorlar. Danışabilecekleri insanların isimlerini, telefon numaralarını, nasıl danışma alacaklarını hazırlamışım. Diyorum ki; bakın eğer istiyorsanız çıkışta masanın üzerinden broşür alabilirsiniz. Etrafınızdaki insanlara yardımcı olursunuz. Böylelikle de onlara sorumluluk veriyorum.


Erkekleri eğitime getirmek sorun olmuyor mu? Bu sorunu açmak için neler yapıyorsunuz?

Onları toplantıya getirmek için farklı yöntemler kullanıyorum. Mesela, Faslılara bir akşam yemeği veriyorum. Kurumun bütçesini ona göre ayarlıyorum. Mahallere gidiyorum. Kahve sahibine söylüyorum. O mahalledeki sosyal hizmet uzmanına söylüyorum. Bazen de telefon açıp, toplantı yapacağımı çevresindeki tanıdıklarına söylemesini istiyorum. Mesela, Kanarya Sevenler Derneği'ne gidiyorum, "Ne güzel hobiniz var. Saygı duyuyorum. Fakat görüyorsunuz, etrafımızdaki insanlar birtakım acılar çekiyor. Aile içinde gerilimler olduğunu duyuyorsunuz. Bu konuda konuşsak ne dersiniz?" diye soruyorum. Bu şekilde ifade ettiğimde buyur ediyorlar.


İleriye dönük hedefleriniz nelerdir?

Bu tür metotları geliştirmek ve uygulamak. Sonra deneyimlerimi kitaplaştırmayı düşünüyorum. Aynı zamanda bu alanda çalışma yapan ve benden yardım isteyen insanlara, kuruluşlara yardımcı olmak.


Elif Dumanlı


 

 
Anasayfa | Hakkımızda | Haberler | Makaleler | İletişim
Bu Sitenin Web Sitesi Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...