Pazartesi Dergisi  Web Sitesi Anasayfası
Pazartesi Dergisi Hakkında
Pazartesi Dergisi İletişim
Pazartesi Dergisi Anasayfası...
   
AğuEylülEki
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
 
 
sınır ötesi operasyonla ilgili ne düşünüyorsunuz
 
 
bütün anketler
 

Kadıncıklar

 

Tiyatro...

Oyun...

Sahne...

Bir avuç kadın...-cık..?

Ve perde!..




Kadıncık. Adı kötü geliyor kulağıma. Cık ekinin zavallı ve küçük anlamlarında kullanıldığını düşünüyorum.  Bir sorgulama, töre cinayetlerini konu edinen bir oyun olduğunu biliyorum izlemeden, ?kadın-cık?ın belki de içinde olunmaması gereken kadın durumlarına ithafen, eleştirel bir niyetle yazıldığını düşünüyorum sonra. Hem erkeğe, hem de kadını aşağılayan tüm durumlara aitmiş gibi geliyor sonra benim zihnimde bu minik ek...

Bir genelevde geçiyor oyun. Genelevde çalışan kadınlar, kadınlık durumlarının genelevdeki yansımaları ve toplumsal durumların-erkek olma, üstün olma, güçlü olma- genelevde birikmiş, genelevde bir araya gelmiş ve yine orada tüm şiddetiyle patlamış görüntüleri sahneleniyor oyunda. Acı kahkalar ve acı kahkaların gerçekliğindeki kimliklerle dolu. Gerçekten,  bu gerçekte olanlar ve bu gerçekliği bilenler şeklinde. Sadece oyunda değil, gerçek hayatta da. Hikayeler kadınlar üstünden ara ara veriliyor: İnci.Güzel  ve genç. Gerçek adı Sıdıka. Tek bir isim bile kimlikleri üstüne düşünmeye itiyor bizi; oyun üstünden gerçek hayattaki kimliklerini. Genelev kadınlarının kimliklerini. Kendilerinden uzaklaşmalarının öyküsü bir anlamda. Başka bir isim kullanarak bir yandan eski hayatlarından uzaklaşırlarken, yeni hayatlarından da nefret ediyorlar aslında.  O takma isim ?sosyetik? ve ?dikkat çeken? olmalı. Neden? İlgi görmeleri ve para kazanmaları için. Oysa bu zorunluluk yapay. Onların gerçekliği bu değil. Reddediyorlar aslında kendilerinin ?mal? olduğunu söylerken bile. Nereden anlıyoruz? Neriman?la Sıdıka?nın diyaloglarından... ?Değiştim abla? diyor eski Sıdıka- yeni İnci. ?Değiştin tabi? diyor Neriman. ?Ama özümüzde değişmedik biz Sıdıka!?diye ekliyor. Kendine çeviriyor İnci?yi, ?bana bak? diyor, ?gözlerime bak?... ?Ben burada Sıdıka?yı görüyorum, İnci?yi değil.?  ?Gözler var ya gözler... Onlar değişmiyorsa sen değişmemişsin demektir Sıdıka...? İnci?nin hikayesi üzerinden gidiliyor ana tema olarak. İnci anlatıyor ağlayarak bir sahnede, yeşil elbisesiyle; ?Birini sevdim, istemediler, vermediler beni ona. Yapma dediler. Dinlemedim. Kaçtım onunla. Sevdim ve kaçtım abla!? Ses tonuyla ?hakkımdı bu benim ?diyor İnci. Kadınların özgür olduğu mesajını veriyor aslında bir anlamda.  ?İsteyerek kaçtım,sevdim çünkü ve sevmek tamamen bana ait bir duygu. Kendimi dinledim ben de.? Ama devamında neden kadıncık olarak nitelendiğinin ve içinin bunu nasıl reddettiğini anlatıyor aslında. ?3 ay sonra hevesini aldı ve terk etti beni. Onun yüzünden buradayım abla! Eve geri dönemezdim...? Birine muhtaç olma sorgulaması yapılıyor burada da. Kadın özgürleşmesine dair bir mesaj.  Severek kaçarken özgür olabilecek kadar cesur, ama güvendiği biri hayatından çıktığında- tabi rezil bir şekilde çıktığında- eve dönemediğinde yalnız ve istediği gibi hayatını devam ettiremeyecek kadar ürkek...  Eve-aileye ya da bir erkeğe zorunluluğa nefret var bu sahnede. ?Kendi başıma ayakta duramıyorsam ben özgür değilim.?  Ve onu bu açıklamaya iten gerçekler. Kadından bağımsız erkek alçaklığının ve törenin gerçekleri. Bir gazete haberi.  Ağlıyor İnci bir haber okurken.  Kırık dökük okuma yazmasıyla Neriman?a okuyor onu ağlatan haberi: ? Evden kaçtıktan sonra kötü yola düşen kardeşini öldürdü.? Ve işte o sırada bağırmaya başlıyor İnci. ?Öldürecek beni ablaa!? ?Ama o daha hapiste değil mi?? Evet, beni terkettikten sonra bulmuş onu abim ve öldürmüş, namusun bir tarafı temizlendi diye bağırmış abla, şimdi öbür yarısını arıyor... Şimdi hapiste olsa da çıkınca bulacak beni...? İnci korkuyor. Abisinden korkuyor. Zaten böyle yaşarken öldürülmekten korkuyor... 


Neriman... Orta yaşlı. Asabi. Dostuyla yaşıyor ve ona bakıyor. Aslında sevmiyor onu.  Ama ona ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Onun dayağından, sürekli para istemesinden, uyguladığı sözlü şiddetten bıkmış, hayatından bıktığı gibi.  Onu terketmek için ondan bıkmanın yeterli olduğunu bilmiyor henüz... Korunmak için onun ?erkek? olarak varlığına ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Bir güvenlik problemi olarak yansıtılıyor bu. Neden peki? Diğer erkeklerin varlığından. Belki dostum dediği kişinin varlığı da başka bir kadının huzurunu kaçırıyor ve o da o erkek yüzünden başka bir erkeğe ihtiyaç duyuyor ve mecburi olarak bakıyor ona... Bir yanlış anlayış ve bu yanlışın ta kendisi, toplumda başka biri yanlışı doğuruyor işte böyle... Zincir büyüyor ama bundan zarar gören taraf kim oluyor? Elbette kadınlar, her zaman kadınlar. İsyan etse de etmese de kadınlar... Oysa burada, isyan etmeyen kadınlar, isyandan vazgeçen kadınlar, ezilen kadınlar... Ve Neriman?ın dostunun tehdidi de can acıtıyor: ? bana kadın mı yok??  ?Bu zihniyette siz kadınlar,çoksunuz? demek istiyor... Korunmak için ona para yedirmeyi kabul eden. Bir zavallı erkek. Durum sömürücüsü. Hoş, oyunda pencere kenarında bekleyen ve  bir sahnede ? tombala çekmeyin? denilerek salt bir beden olarak kendilerini gösteren erkeklerin açlığı  ve boşluğu da durum sömürücüsü olduklarını göstermiyor mu?

Mehtap. Yaşlı ve yorgun görünüyor. Ne zamandır iş yapamadığı söyleniyor. Kınandığı zaman ?hastaydım? diyor. Çünkü hasta. Oysa hasta olmaya hakkı yok onun. İnsan değil o. Beden olarak kadın! Sadece bir cinsiyetten ibaret!  Hayriye?ye göre böyle. Hayriye.Yaşlı genelev patronu. Ona göre önemli olan para kazanmak ve ?sermaye? yi genç tutmak. Bu yüzden Mehtap?ı kovmaya odaklanmış. Hatır gönül dinlemiyor. O yeni gelecek ?genç kız? ı bekliyor. Önemli olan ne? Sadece genç ve güzel olmak.  Çünkü bedensin sadece ve sen beden olduğun müddetçe kadın olarak algılanıyorsun! Kadınlığı aşağılayan bir kadın- cık!  Asıl kadıncık o, çünkü sevap derdindeyken bile- hayır çeşmesi yaptırmaya kalkıyor- birilerinin hayatını yok ediyor. Burada izleyici bir çelişkiye düşürülüyor işte, ya da oyuna odaklanan izleyici bu çelişkiye kendisi düşüyor. Mehtap?ın işine son verilme ihtimaline üzülürken bir yandan- genelevdeki işine- bir yandan buna üzülmemesi gerektiğine takılıyor. Genelevlerin olma durumunu yaratan toplumsal koşullarla ilgili bir derdi olduğunu biliyor. Kimsenin suçu yok. Ama baştan aşağı bir çelişki bu. ?Zavallı kadın? hissi zaten insanın kendine bile itiraf edemediği bir his. ?Zavallı toplum? olmalı bu. Ve bundan yara alan kadınlar. Masum kadınlar.  Toplumsal eleştiriler de var aslında eğitimli olmaya dair ama bunlar da kendi içinde eğitimsiz kadına atıfta bulunarak onlarla dalga geçiyor. Yanlışlıklar paranoması.  ?Akıllı olsaydınız burada işiniz ne? diyor bir ?erkek? bir sahnede. Peki sen akılllı mısın ve  cevabın ?evet? olduğu için mi oradasın?

Ve Mehtap?ın gidişini öğrendiğindeki ezikliği...?Bu yaşta ne iş yaparım ve nereye giderim?? söylemi... Güvencesizlikleri... Sürekli borçlusunuz demesi Hayriye?nin. Bilmedikleri ve anlayamadıkları için ?borçlu? olduklarına inanmaları. Bir muhtaçlık durumu. İnci?de ve Neriman?da erkeğe olan saplanmaydı bu güvencesizliklerini yaratan, Mehtap?ta da yaşlılığı. Her hangi bir olumsuz toplumsal koşul darmadağın ediyor onları. Bulundukları yerden ötürü. Güçlü güçsüz çatışması bir anlamda. Kadınlık durumunu anlamayan bir patronun acımasızlığı. Neriman?ın isyan ettiği sırada da gösteriyor bu kendini . Neriman dayanamayacağını anladığı bir sırada saldırganlaşıyor. ?Vazgeçiyorum, gidiyorum? diyor Hayriye?ye. Karşı çıkıyor Hayriye?ye.  Hayriye çıldırıyor. ?Gidemezsin diyor?hemen ve saldırıyor Neriman?a, vuruyor vuruyor vuruyor. Burada- gözyaşı kapısını çalıyor izleyicinin. Kapının açık olduğunu fark etmiyor izleyici. O çoktan gelip yerleşmiş ve kadınlık durumlarını seyrederken izleyici, onun benliğinde başrolü almış... Ezilen her kadına mı bu tekmeler yoksa bu kadınlığı yaratan toplumsal yapıya mı?... Peki bir kadın tekmesiyle bu değişir mi? Hayır, milyonlarca- insanın- o kadını da aralarına almayı başarıp toplumsal yapıyı tekmelemeleri gerek...

 Ve yine oradaki kadınlık durumu. Neriman?ın gidip özür dilemesi. O işe muhtaç olduğundan... Neriman arada çocuğunun okul taksidinden bahsediyor. Belki de o yüzden muhtaç. Kendi hayatından önce sorumlu olduğu başka bir hayat da var. Bir taraftan teslimiyetçi bir taraftan cesur olmayı başarıyor. Dostuna ?güle güle? demeyi başarıyor en sonunda.

Ve İnci. Abisinin korkusu devam ediyor hep. Abisinin kendisini tanıyacağını biliyor.  Bir gün geliyor Sıtkı- abisi. Sıdıka?yı soruyor.  Kimse tanımıyor. Yine kimlik sorunsalı. Sıdıka adının İnci?nin gerçek adı olduğunu kimse hatırlamıyor. Öylesine benimsemişler onun ?ikinci hayat? ını. İnci ilk seferde kurtuluyor.  Ama sonra... Anlıyor abisinin ona çok yakın olduğunu. Korkuyor. Onları koruyan polis memuruna daha da yalvarıyor, abisinin gelmesini engellemesini, en azından elinde getirebileceği kesici aletlerin içeriye girmesini engellemesini... Garanti veriyor polis memuru. Oysa İnci bilmiyor; hiçbir şeyin garantisi yok... Nitekim Sıtkı ikinci gelişinde yakalansa bile, bir şekilde onu engelleyenlerin elinden kurtuluyor ve İnci?leşmiş Sıdıka?nın odasına dalıyor...  Dalıyor.... Kapıyı kilitliyor... Ve 2 dakika. Polisin geri dönme süresinde ? namusun geri kalan kısmı?nı temizliyor... Acı bir çığlık geliyor; ?hem de boğazından kesmiş?... Kadın bedeni mi? Namusun adı onlara göre... Ve bu beden ailenin tekelinden kurtulamıyor...

Kadının ikinci sınıf oluşunu benimseyen ve bunu yaratan tüm toplumsal anlayışların son bulmasına.


Işıl Bayraktar 

 
Anasayfa | Hakkımızda | Haberler | Makaleler | İletişim
Bu Sitenin Web Sitesi Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...