Pazartesi Dergisi  Web Sitesi Anasayfası
Pazartesi Dergisi Hakkında
Pazartesi Dergisi İletişim
Pazartesi Dergisi Anasayfası...
   
AğuEylülEki
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
 
 
sınır ötesi operasyonla ilgili ne düşünüyorsunuz
 
 
bütün anketler
 

Neden ben? Neden sen? Neden biz?

 

Pazartesi'de okur aynı zamanda yazardır fikriyle hareket etmeye çalıştık hep. Sitemizde de Pazartesi'ye yazı yazan, gönderen bütün kadınların yazılarını değerlendirmeye çalışacağız. Canan Koca'nın yazısı da bunlardan biri...


"Neden ben? Neden sen ya da bir başkası değil? Sen olsan baban yaşatmazdı onu burada. Benim kimim vardı ki arkamda; babam yok, annem yalnız, ne yapabilirdik ki?" Takım arkadaşımın yıllar sonra söylediği bu sözler 13 yaşında bir kızken ne anlam ifade etti hatırlamıyorum, ama şimdi düşününce çok doğru sözler. O zaman olanlar üzerinde düşündüm mü düşünmedim mi, önemsedim mi önemsemedim mi hiç hatırlamıyorum. Ama ne olduğunu biliyordum: Antrenörüm takım arkadaşımı taciz etmişti. Ama şunu bilmiyordum, anlayamamıştım: Arkadaşım çok acı çekmişti ve hâlâ da çekiyor. Takımdaki diğer kızlar, antrenöre yakınlıkları ile bilinen ve yaşça bizden daha büyük olanlar soyunma odasında onu sıkıştırmışlar ve tehdit etmişler: "Takımdan ayrılırsan, bizi satarsan seni döveriz." Ama o takımdan neden ayrıldığını, antrenmanlara neden gelmediğini, yaşadıklarını onlara anlatamamış. Annesine de hiç bir şey söyleyememiş anlatamamış. Eve gittiğinde, yemek yerken ağlıyormuş masada, midesi bulanıyor, yaşadıklarına bir anlam veremiyormuş. Takımdan kendisine yakın olan birkaç kişiyle paylaşmış yaşadıklarını, ama bazıları hiç yanında olmamışlar. Bunları söylerken aklımda hep şu soru vardı: Peki ben ne yaptım? Ben de diğerleri gibi hiç tepki göstermedim mi? Biz üç yakın arkadaştık, acaba diğer arkadaşım da mı hiç ilgilenmedi? Bunları sormaya korktum, sanki evet der ise kendimden utanıcaktım? Ama sordum: "Peki ya ben? Ben tepki gösterdim mi?" "Tabii ki" dedi, "biz hep birlikteydik." O yaşta bir kız çocuğunun hayran olduğu biri tarafından en yakın arkadaşına cinsel tacizde bulunmasına nasıl bir tepki gösterebileceğini şimdi bile kestiremiyorum. Ama yeterli tepkiyi gösterememişiz ki o kişi hala stadyumlarda ve hala o yaşta kızlara antrenörlük yapıyor.

Geçen hafta yaptım bu konuşmayı arkadaşımla. Tam da bu sıralarda halter alanında yaşanan cinsel taciz ve onun medyada sunumu üzerine bir yazı hazırlıyordum. "Neden cinsel taciz yaşanıyor?" sorusunu sorarken kendime, sanırım cevabını kitaplardan ya da makalelerden değil arkadaşımdan almıştım. Cinsel taciz konusunda yapılan çalışmalar genelde sporcuların deneyimlerine yer verdiği için olsa gerek, çalışma sonuçları ve arkadaşımın söyledikleri aynı şeyi işaret ediyordu: Sporcu-antrenör ilişkisi. Yapılan birçok araştırmada, spor ortamında cinsel tacize neden olabilecek risk faktörleri arasında antrenörün bir aile büyüğü, baba gibi görülmesi ve ailelerin çocuklarını antrenöre emanet etmesi gösterilmektedir. Evet şu söz klasikleşmiştir ama bir o kadar da gerçektir, tıpkı babamın da antrenörüme dediği gibi: "Eti senin, kemiği bizim." O bizim sadece babamız gibi değildi aslında. Düşünüyorum ve hatırlıyorum da, birisine fazla ilgi gösterirse, biraz kıskanırdım, "beni sevmiyor, ben iyi bir sporcu değilim" gibi endişelere kapılırdum. Antrenmana biraz erken gidip onun yanında oturmak ve onunla sohbet etmek hoşuma gidiyordu. Aslında takımdaki en isyankâr kişi ben idim. Tayt giymemiz yasaktı, takımda ilk tayt giyen kişi ben idim. Fakat bunun ne önemi vardı ki, çocuk babasına karşı çıkıyordu sadece. Şehir dışında yarışmalara gittiğimizde, yarış öncesinde odalarımızda bize masaj yapardı. Ne kadar küçükmüşüz, hatırlamaya çalışıyorum, masajın yapıldığı odada yalnız mı olurduk, yoksa diğer kızlar da olur muydu? Zorlanıyorum ya da hatırlamak istemiyorum. Hatırlarsam arkadaşıma karşı mahcubiyetim artacak diye korkuyorum. Hatırlarsam o insanın hâlâ birilerine antrenörlük yaptığı, atletizm pistlerinde kız sporcuların omuzlarına kolunu atıp taktikler verdiği gerçeğiyle yüzleşeceğimden korkuyorum.

..................

Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde sporda cinsel taciz, toplumsal bir sorun olarak ele alınmakta ve cinsel taciz ile ilgili geliştirilen düzenlemelerle ve uygulanan politikalarla kadın sporcuların maruz kaldıkları olayları rapor edebilecekleri güvenli bir ortam yaratılmaya çalışılmaktadır. Yani spora katılan bütün kadınların ve genç kızların fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlıklarını geliştirmeye ve korumaya yönelik kaynakların ve gerekli desteklerin sağlanması kurumların sorumlulukları kapsamında ele alınmaktadır. Eğitim kurumları, spor kulüpleri ve spor kurumları, antrenör ve sporcu arasındaki istenmeyen cinsel ilişkileri ve cinsel tacize yönelik politikaları düzenlemek, uygulamak ve değerlendirmek için spor liderleri ve sporcuları cesaretlendirilmektedirler. Bu tür uygulamalarda cinsel taciz ve romantik/cinsel ilişki tanımları da çok net olarak yapılmaktadır. Bu tanımlarda antrenör ve sporcu arasındaki romantik/cinsel ilişki, antrenörün sporcu üzerinde profesyonel bir sorumluluğu olduğundan, gücün ve profesyonel statünün istismar edilmesi olarak değerlendirilmektedir. Cinsel taciz ise, istenmeyen cinsel davranışları, talepleri ve diğer cinsellik içeren sözel ve fiziksel temasları içermektedir.

Cinsel taciz, halter sporunda yaşanılanların sonrasında spor adamlarının söyledikleri gibi muhtelif olaylar değil. Antrenör ve sporcu ilişkisi cinsel istimara açık bir alan olarak görülmektedir. Bu bağlamda, antrenörlük mesleğinin tanımları bu çerçevede belirlenmeli ve antrenör-sporcu ilişkisine yönelik cinsel tacizi ve istismarı önleyici kurallar geliştirilmelidir. Antrenörlere, gücün, iktidarın, bağımlılığın ve cinsel ilişkinin antrenör-sporcu ilişkisini nasıl etkilediğine yönelik bir eğitim verilmeli ve üst düzey yöneticiler bu eğitimin düzenlenmesi sorumluluğunu üstlenmeli. Ayrıca,  cinsel taciz şikâyetlerine yönelik bir şikâyet prosedürü geliştirilmeli, şikâyette bulunan sporcunun güvenliği sağlanmalı ve kendisine kişisel rehberlik sunulmalıdır. Fakat bu süreçte hem sporcu hem de antrenör korunmalı, antrenör ve sporcu arasında, sporcu ve spor kulübü arasında ve antrenör ve spor kulübü arasında yapılacak iş sözleşmeleri öncesinde cinsel taciz ve istismara yönelik uygulamalar bildirilmelidir. Bu bağlamda, antrenör ve sporcunun bağlı bulundukları spor kurumları, spor ortamında meydana gelebilecek her türlü cinsel taciz ve cinsel istismar olaylarının sorumluluğunu üstlenmeli, bu tür olayların engellenmesi ve sporun sporcular için güvenli bir yer olabilmesi koşullarını sağlamalı ve gelen her şikayeti ciddi olarak ele almalıdır.

.....................

Arkadaşımla yaptığım konuşmada, beni en çok yaralayan sözü de şu olmuştu: "Hep özür dilemesini bekledim." Aradan 18-19 yıl geçti ama sanırım hâlâ özür dilemesini bekliyor. "Çünkü her şeye rağmen ona saygım da var. Çünkü üzerimde emeği var."

Küçükmüşüm o zamanlar, ama olanları şu anki aklımla düşünüyorum, arkadaşımı yine de yalnız bıraktığımı hissediyorum ve bunun için ondan özür dilemek istiyorum. Düğünümde çekilen üçümüzün fotoğrafını büyüttüm ve iki arkadaşıma gönderdim. Çünkü ağzımdan özür kelimeleri çıkmıyor.


Canan Koca


 


 


 


 
 
Anasayfa | Hakkımızda | Haberler | Makaleler | İletişim
Bu Sitenin Web Sitesi Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...