Pazartesi Dergisi  Web Sitesi Anasayfası
Pazartesi Dergisi Hakkında
Pazartesi Dergisi İletişim
Pazartesi Dergisi Anasayfası...
   
AğuEylülEki
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
 
 
sınır ötesi operasyonla ilgili ne düşünüyorsunuz
 
 
bütün anketler
 

Kuşatılmış bir 8 Mart

 

Bu yıl yine 8 Mart'ta herkes konuya atladı. Öyle ki Genelkurmay bile 8 Mart dünya kadınlar günü için ilk kez özel bir kutlama afişi bastırdı. 8 Mart böyle kapanın elinde kalan, herkesin kendi mesajı için kullanmak istediği bir gün olunca kimin borusu daha güçlü ötüyorsa onlar ortalığı kapladı. Mesela Kamuoyu Araştırmaları Merkezi'nin Türkiyeli kadınlar arasında bu yıl yaptığı taramanın sonuçları pek küçük bir yer bulabilmişti Milliyet'te kendine ama bu küçük haber çok anlamlıydı: Bu yıl ilk kez pek çok evkadını feministlere hak verdiklerini söylemişlerdi soruları cevaplarken, hem de kendiliklerinden.


"Onu şımart" demenin edepsizliği

8 Mart sabahı evinde durmayıp işe gitmek için sokağa çıkan birçok kişi gibi benim de gözüme batan ilk şey Sabah ve Hürriyet'in eklerinin arka sayfasını kaplayan dev pembe bir ilan oldu. . Slogan şuydu "Onu Şımart". İnsan 8 Mart sabahı böyle bir ilanla karşılaşınca önce bu "iş"i üreten arkadaşların reklâm ajanslarını ziyaret etmek, bu 8 Mart- onu şımart tam kafiyesini öneren metin yazarını tanımak ve hakaret etmek isteğine kapılıyor. Ben sonra biraz düşünüp ne güzel maksadını açıkça gösteren, kadının sevgisi, toplumun çiçeği filan gibi sözlerle perdeleme yapmayan açık bir düşmanlık işte dedim kendi kendime salim kafa ile. İkibinlerde en zor bulunan şey derdini açıkça söyleyen düşmanlar bence... Yani mesela bir de bu yıl Beyoğlu'nda İstiklal Caddesi boyunca asılı olan şu sloganı düşünelim: "Kadınların kalkınması, toplumun kalkınmasıdır."  İmza: Büyükşehir Belediyesi. AKP gibi muhafazakâr partinin bu sinsiliğine karşı, belki de markalar birliğinin açıklığı tercih edilmeli, cepheleşmeye tanıdığı imkân yüzünden.

Her halükarda şu soruyu sormak durumundayız: 8 Mart günü koca koca sayfaları satın alıp, erkeklere hitap edip, "onu şımart" diyen güç birleşmiş markalar derneği yani atalar, swatch, ipekyol, boyner, desa ve benzeri şekilde devam eden firmaların birliği ise bu ne demektir. Ona mal al, onu şımart, bize para kazandır diyerek yapılan bu çağrıdaki utanmazlık nasıl bir güvene dayanmaktadır? Sadece sekiz martlarda değil her gün kadın okuyucuları için özenle hazırlanan bu eklere arka arkaya göz atınca zenginler kulübünün rahatlığı iyice görünür oluyor aslında. O günün nüshalarına bakacak olursak:

Önce Hürriyet:

Yer: Kelebek, birinci sayfa, sol üst köşe: Başlık: Atmosferi Isıttılar

Noella ve Ece Gürsel Dubai'deki şeyh eşlerine İstanbul da verdikleri defilede seksi iç çamaşırları tanıtırken frikik vermemek için zorlandı.

Sonra Sabah:

Yer. Günaydın, birinci sayfa, sol üst köşe

Başlık: Küresel ısınma karşıtı defile ısıttı.

Ünlü manken Noella'nın da tanıttığı seksi iç çamaşırı koleksiyonu bir milyon Swarovski taş kullanılarak hazırlandı.

İki ekte iki farklı iç çamaşırlı kadın resmi var.

Bu gösteriyi organize eden Ebru Hanım cins köpeği ile izleyicileri selamlamış. Bu gösteri kimi neden ısıtır sorusunun cevabını size bırakıyorum. Ama ben istiyorum ki bu haberler feministleri sinirden ısıtsın..Bu ısı tepemizde kalsın. Egemenlere karşı sinirlenmenin eşsiz ısısından uzak kalmayalım. Depresyona girmeyelim. Sağlıklı bir şekilde öfkelenelim.


Çukurova kampüsünün çimenleri

Ben bu sene 7 Mart günü Adana Çukurova Üniversitesi'nde bir sınıf dolusu öğrenciye bir konuşma yaptım. Salondan sonra çimenlerin üzerine yayılarak onlarla sohbet etme şansını yakaladım. Onlar bir ara bana İstanbul'daki miting nasıldı diye sordular. Ben 4 Mart sabahı İstanbul da sadece kadınların dolayısıyla feministlerin de katıldığı mitinge Abide- i Hürriyet caddesine giderek katılmıştım katılmasına. Sadece kadın kadına kurtulabiliriz diyen kadınlar aynı zamanda politikleşmiş Kürt kadınlarıyla da birlikte yürümüşlerdi.. Kadınlar erkeklerin egemenliği altında eziliyor ve sömürülüyor diyenler bu meydandaydı. Mor Çatılılar, Pazartesi Dergisi'ni çıkaranlar, Amargiciler, Kadınlar Kulübü, Kadın Mühendisler, Zarar, Novamed grevcileri, Hava-İş Sendikasının arabası bu meydandaydı, SDP, ÖDP, Halkevleri, KESK, EMEP bu meydandaydı. Yürüyüş belki güçlü değildi ama her şey güzeldi. Dağ taş mordu. Çevrede polislerden başka duyacak kimse yoktu ama sözler anlamlıydı. Meydana gelindiğinde kürsüden okunan konuşma ise kortejin dilinden konuşmuyordu... Bu meydanda kadınlar, pek çoğu feminist olan kadınlar bir araya gelmişlerdi ama 2006 boyunca işbirliği yapmadıkları işte o anda belli olmuştu. Kürsünün dili feministlere yabancıydı. Sözümüz silinmişti...

Adana'da da tıpkı İstanbul'daki gibi iki ayrı sekiz mart mitingi yapma hazırlığı sürüyordu. Erkekler bir türlü kadın hareketinin yakasını bırakmadığı için Adana'da da miting heveslileri ikiye bölünmüştü.. "Kadınların kurtuluşu kendi ellerinde" diyenler, "kadınlar ancak erkeklerle el ele kurtulabilirler" diyenler. Neyse ben güneşli Çukurova Üniversitesi çimleri üzerinde bu konuyu çabuk geçmeyi istedim. Dedim ki eğer kadınların desteğini elde etmek onlara liderlik yapmak istemiyorlarsa erkekler neden bugün meydanı bırakmıyorlar? O arada bir kadın öğrenci bir erkekle beraber yaşarken ve çalışırken de bir hep erkek egemenliğini akılda tutmak gerekiyor diye lafa girdi. Derken bazı genç erkekler konuyu toplumsal cinsiyet, erkekliğin öğrenilişi gibi temalarla tartışmaya başladılar. Onlar tartışırken benim sırtım hem güneşten hem mutluluktan iyice ısındı.

Derken konu başörtüsüne geldi. Herkesin okuma özgürlüğü olmalı dediler. Ama cemaat dediler yani Fethullahçılar okula gelen herkesle tek tek ilgileniyor. Başladılar anlatmaya birçok öğrenci üniversiteye girdikten sonra başını kapıyormuş. Fethullah cemaati kadın öğrencilerin başına ablalar, erkek öğrencilerin başına da abiler dikiyormuş, bu gençlerin ev, yemek ve okul masraflarını cemaat karşılıyormuş. Peki aranızda tartışma olmuyor mu diye sorunca da şöyle anlattılar: Onlarla konuşmanın tek yolu aralarına katılmak. Yani onlara nasıl kızalım ki hiç kızacak bir şey yapıp söylemiyorlar. Bizi de yemeklerine sohbetlerine çağırıyorlar ama başlarken namaz kılınıyor filan gitmiyoruz tabii dediler.


2007'ye doğru

Bu sene 8 Mart yaklaşırken Küçükçekmece adliyesinde, kardeşini salıvermediği için sinirlendiği kadın hâkim İnsaf Gündüz'e saldırarak kafasını kıran Serhat Öztürk ise Fethullahçılar'ın aksine bir tip olarak ortaya konuştu: "Herkes işini yapsın. Bu kadın da evinde otursun, çocuk baksın, yemek yapsın, kimsenin hayatıyla oynamasın." dedi. Öztürk belki hâkim erkek olsa ona da şerefsiz diyecekti, ama hâkim kadın olunca cins bilinci konuştu: Bu kadın sokakta ne arıyordu, evine gitsindi. Öztürk'e karşı 17 yıl yatması istemiyle dava 8 Mart günü açıldı Aynı gün şapkalı cumhuriyetçi kadınlar meclise alınmadı, TÜSİAD başkanı A.Y.Doğan ise o günlerde büyük kapılar arasında gezinip duruyordu.

4 Mart'ta erkeklerle eşit yasal haklar isteklerini dile getirdikleri için otuzdan fazla İranlı kadın tutuklandı. 8 Mart'ta üçü hariç diğerleri serbest bırakıldı. Öte yandan Amerika ya karşı direnişe katıldıkları için idamları istenen kadınların isimleri bu sekiz mart haftasında kadınların dillerindeydi. Wassan, Zeynep, Lika. Novamed'de sendikalaşma mücadelesi veren kadınlarsa bu mart tüm Türkiyeli feministlerle yan yanaydı. Bütün bildirilerde adları geçti. Ve bütün bildiriler şöyle bitti: Yaşasın 8 Mart!
Yaşasın kadınların mücadelesi!


Handan Koç


Expres Dergisi, Mart 2007

 
Anasayfa | Hakkımızda | Haberler | Makaleler | İletişim
Bu Sitenin Web Sitesi Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...