Pazartesi Dergisi  Web Sitesi Anasayfası
Pazartesi Dergisi Hakkında
Pazartesi Dergisi İletişim
Pazartesi Dergisi Anasayfası...
   
AğuEylülEki
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
 
 
sınır ötesi operasyonla ilgili ne düşünüyorsunuz
 
 
bütün anketler
 

İnce çizgi: Sokakta yaşamaya mahkûm edilmiş kadınlar

Sokakta yaşayan erkeklerle kadınların sokağa "düşme" sebepleri de, sokakta yaşadıkları da aynı olmuyor. Kadınlar genellikle, yaşadıkları şiddetten, tacizlerden, ensestten kaçıyor, sokakta yaşamayı seçiyorlar. Elif Dumanlı bir konukevini ziyaret ederek, oradaki evsiz kadınlarla Pazartesi için görüştü?


Soğuk bir kış günü, sosyal hizmet uzmanı arkadaşımla, adı pek de hoş anılmayan bir semtin ara sokaklarına daldık. On, on beş dakika yürüdükten sonra konukevinin bulunduğu binaya ulaştık. Burası önceden valiliğin misafirhanesiymiş. Geçen yıl, sokakta yaşayan kadınların kalması için konukevine dönüştürülmüş. Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün personelinin çalıştığı konukevi halen yasal olarak valiliğe bağlı. Mevzuatta da adı ?barınak? olarak geçiyor. Konukevinde,  faaliyete geçtiği geçen yıldan görüşmeyi yaptığım güne kadar yirmi kadın kalmış. Yirmi kadından sadece bir tanesi lise mezunu. Kadınların büyük bir çoğunluğu ilkokul mezunu ya da okuryazar değil. Konukevine gittiğim gün konukevinde sekiz kadın kalıyordu.

Çaylarımızı içtikten sonra sosyal hizmet uzmanı arkadaşım "Aşağıya kadınları görmeye inebiliriz" dedi. Nasıl bir durumla karşılaşacağımı bilmediğim için tedirgindim. Hazır olmadığımı ve göreceklerim karşısında şok yaşamak istemediğini söyleyerek "Haklarında bilgi sahibi olabilir miyim?" diye sordum. Beni sokakta yaşamaktan uzak tutan, onları sokakta yaşamaya iten ince çizgi neydi acaba diye soramadan edemedim kendime. Sosyal hizmet uzmanı arkadaşım da geçen sene konukevinde çalışmaya başladığı ilk zamanlarda kendine buna benzer sorular sormuş. Konukevinin ilk faaliyete geçtiği zamanlarda, bir hayat kadını ile bir konsamatris gelmiş. Arkadaşım, "Onların yaşam öyküsünü dinlediğimde, aramızda ince bir çizginin olduğunu duyumsadım. Onların yerinde olmaktan korkmaya başladım," diyor. Tedirginliğimin azalması için şimdiye kadar konukevinde kalan kadınların dosyalarını incelemeye başladık.


İşte kadınlar...

1. Kadın: Evli, ilkokul mezunu. Eşi tarafından sokağa atılmış. Apartman katlarında yaşarken polis tarafından bulunup konukevine getirilmiş. Getirildiğinde kendisiyle sosyal hizmet uzmanı görüşmediği için hakkında yeterince bilgi yok.

2. Kadın: Akli dengesi yerinde değil. Geçen sene de konukevinde kalmış. Sokakta yaşarken polisler tarafından bulunup konukevine getirilmiş. Sürekli kendi kendisiyle konuşuyormuş ve sorulan sorulara da yanıt vermiyormuş. Bitlenmiş ve uyuz olmuş. Görevliler tarafından sağlık ocağına götürülmüş. Uyuz ve bit ilacı alınmış. Şu anda tedavisiyle uğraşılıyormuş.

3. Kadın: Yaşlı ve görme engelli. Emekli olduğunu, evinin ve bakıcısının olduğunu söylüyormuş ama neden sokakta kaldığı ile ilgili herhangi bir bilgi vermiyormuş. Bu kadın da polis tarafından getirilmiş. Yaşı gereği huzurevine yerleştirilmek istenmiş ama kabul etmemiş.

4. Kadın: 1971 doğumlu. Dul. Konukevine kendisi gelmiş. Geçen sene de konukevine gelmiş. İki tane çocuğu varmış. Akli dengesi yerinde olmadığı için çocukları koruma altına alınmış. Paranoyaları varmış. Kendini İnterpol?de çalışan Cristin olarak tanıtıyormuş. Valilik, konukevinin bulunduğu ildeki büyük iki hastaneyle protokol yapmış. Bu protokol çerçevesinde konukevinde kalan kadınların sosyal güvence aranmaksızın tedavileri yapılabiliyormuş. Bu kadın da anlaşma yapılan hastanelerden birinin psikiyatri servisine götürülmüş. İlaç yazılıp gönderilmiş. Psikiyatri hastası olan kadınları asistanlar muayene ediyormuş. İlaç tedavisinin dışında da bir yöntem kullanılmıyormuş. 

5. Kadın: 1962 doğumlu bir kadın. Annesi ölene kadar annesiyle birlikte yaşamış. Küçük, uysal bir kız çocuğu gibi davranıyor ve konuşuyormuş. Akrabaları olduğu halde konukevinde kalıyor ve sürekli, "Ben buradan hiç gitmesem olur mu?" diye soruyormuş. Konukevinde kalma süresiyle ilgili yönetmelikte net bir belirleme yokmuş. Yönetmelikte, konukevinde kalma süresiyle ilgili olarak "barınakta kalma süresi kış aylarını kapsar" şeklinde bir ibare varmış. Havaların soğuduğu Ekim, Kasım gibi kadınlar konukevinde kalmaya başlıyormuş. Havaların ısındığı Mayıs ayı gibi de konukevinde kalan kadınlar durumlarının uygunluğuna göre çeşitli kurumlara yerleştiriliyormuş.

6. Kadın: 1970 doğumlu bir kadın. Dört çocuğu var. Nikâhsız olarak biriyle yaşıyormuş.  Nikâhsız yaşadığı adam tarafından fiziksel şiddete maruz kalmış. Yediği dayaklara dayanamayıp güçsüzler yurduna başvurmuş. Güçsüzler yurdundan da konukevine yönlendirilmiş.

7. Kadın: Evli ve dört çocuğu var. Eşi Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli. Eşi son zamanlarda emekli maaşının hepsini içkiye harcamaya başlamış. Evin geçimiyle ilgilenmiyormuş ve aynı zamanda da kadına ve çocuklara fiziksel şiddet uyguluyormuş. Kadının babası ölmüş. Ölen babasından iki trilyon lira miras kalmış. Fakat kadının erkek kardeşleri kendisinin mirastan pay almalarına mani olmuşlar. Kadın miras davası açmış. Eşi miras davasını takip etmesine mani oluyormuş. Annesi hayattaymış ve kardeşlerinin yanında kalıyormuş. Kardeşleriyle arası açık olduğundan annesiyle de görüşemiyormuş. İcra takibine ve eşinin attığı dayaklara dayanamayıp bir gün çocuğuna ilaç alma bahanesi ile evi terk etmiş. İlkönce güçsüzler yurduna başvurmuş, oradan da karakola yönlendirilmiş. Karakoldan da konukevine getirilmiş.

8. Kadın: Evli ve iki çocuk annesi. Eşinin attığı dayaklara dayanamayıp evi terk etmiş. Çocukları ile dört gün boyunca sokakta kalmış. Polisler tarafından bulunup konukevine getirilmiş. Sürekli eşini öldüreceğini söylüyormuş. Eşi, kadının konukevinde kaldığını öğrenmiş ve kadını almak için konukevine gelmiş. Adam da sürekli kadını öldüreceğini söylüyormuş. Aralarında şiddetli geçimsizlik olmasına ve birbirlerini öldüreceklerini söylemelerine rağmen, kadın konukevinden ayrılarak eşiyle birlikte gitmiş.

9. Kadın: 17 yaşında genç bir kadın. İki kez evlenmiş. Birinci evliliğinden bir çocuğu var. İkinci evliliğini de sekiz ay önce yapmış. Kendisinin meme kanseri olduğunu, eşinin de sağlık sorunu olduğunu belirtmiş. Kadın sığınma evine yerleştirilmiş ama uzun süre kalmayıp ayrılmış.

Konukevinden veya yerleştirildikleri diğer kurumlardan ayrılan kadınlar hakkında bilgi sahibi olunacak bir sistem yokmuş.

10. Kadın: Dört aylık evliymiş. Eşiyle ailesinin baskısıyla evlendirildiğini, eşinin madde bağımlısı olduğunu ve kendisine sürekli fiziksel şiddet uyguladığını belirtmiş. Eşinin uyguladığı fiziksel şiddete dayanamamış ve evden kaçmış. Kaçtığı gün bir parkta kalmış. Daha sonra belediyeye başvurmuş. Can güvenliği olmadığı için de kadın sığınma evinde kalmak istediğini söylemiş. İşlemlerin bitmemesi ve cuma günü olması nedeniyle, valilik konukevine yönlendirmiş.

11. Kadın: 1985 doğumlu. İlköğretim mezunu. Altı yaşındayken komşusun oğlu tarafından tecavüze uğramış. Babası ölmüş. Babasını kaybettikten sonra annesi evlenmiş. Üvey babası kendisini kabul etmemiş. O da ağabeysinin yanına gitmiş. Ağabeysi de kendisini bir çobanla evlendirmiş. Uğradığı tecavüzden dolayı erkeklerden nefret ediyormuş. Dayanamamış, çobandan ayrılmış. Tekrardan ağabeysinin evine dönmüş. Eşinden ayrıldığı için ağabeyi ve yengesi evden atmış. Sokaklarda yaşamaya başlamış. Sonra valiliğin misafirhanesinde kalmaya başlamış. Temizlik şirketinde işe girmiş. Bu arada da trafik kazası geçirmiş ve bu sebeple işe gidememiş. İşe gitmediği için işten çıkarılmış. Valiliğin misafirhanesinde kalırken tanıştığı bir kadının arabuluculuğuyla ikinci evliliği yapmış. İki yıl evli kalmış. Erkeklere olan nefreti geçmediği için ikinci eşinden de ayrılmış. Tekrardan valiliğin misafirhanesine dönmüş. Misafirhane, konukevine dönüştürüldüğü için konukevine yönlendirilmiş. Konukevinde kalmaya başlamış. İzin alarak her gün iş aramaya gidiyormuş.

12. Kadın: Kırk, kırk beş yaşlarında kimlik bilgilerine ulaşılamayan akli dengesi yerinde olmayan bir kadın.

13. Kadın: 1964 doğumlu. Eşini öldürmekten on bir yıl cezaevinde kalmış. Eşi alkol alıp sürekli kendisine fiziksel şiddet uyguluyormuş. Eşini planlayarak öldürmüş. Eşini öldürdüğü sıra da, o zamanlar dokuz yaşında olan kızı olaya şahit olmuş. Eşini on altı kez bıçaklamış. Üç çocuğu varmış. Akrabaları katil olduğu gerekçesiyle çocuklarıyla görüşmesine izin vermemişler. Sokakta yaşarken polisler tarafından bulunup konukevine getirilmiş. Paranoyaları varmış. Kendini Atatürk'ün kızı olarak tanıtıyormuş ve Bütün Hayat Üniversitesi?ni bitirdiğini iddia ediyormuş.

14. Kadın: 1986 doğumlu. Tedavi görürken hastaneden ayrılmış. Sokakta yaşamaya başlamış. Bir taksici kendisine tecavüz etmeye yeltenmiş. Karakolluk olmuşlar. Polisler taksici hakkında işlem başlatmış. Kadını da konukevine getirip teslim etmişler. Konukevine geldiği gün konukevini terk etmiş. Uzmanlar kadını kalmaya ikna edememişler. Kadının şu anda nerede ve ne yaptığı bilinmiyor.

15. Kadın: Geçen yıl iki çocuğu ile konukevine gelmiş. Çok yoksullarmış. Çocuklarına sürekli şiddet uyguluyormuş. Çocukları henüz koruma altına alınmamış. Sosyal Hizmet Uzmanı en kısa zamanda çocukların koruma altına alınacağını söylüyor.

16. Kadın: Eşinden ayrılmış ve kendisi gibi eşinden ayrılan bir adamla birlikte yaşamaya başlamış. Birlikte yaşadığı adamın da önceki evliliklerinden olma çocukları varmış. Ve bu çocuklar da onlarla birlikteymiş. Birlikte yaşadığı adamının çocukların yaramazlıklarından, fakirlikten ve adamın kendisine uyguladığı fiziksel şiddetten dolayı evi terk etmiş, konukevine sığınmış.

Uzmanların yaptıkları inceleme sonucunda kadının da birlikte yaşadığı adamın da çocukları istismar ettiği ve çocuklara fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmış. Çocukların koruma altına alınması için gerekli yasal işlemler başlatılmış.

17. Kadın: Genç bir kadın. Eşi tarafından fiziksel şiddete maruz kalıyormuş ve dilencilik yapmaya zorlanıyormuş. SHÇEK'e yapılan şikâyetler üzerine bu aile incelenmeye alınmış. İnceleme sonucunda çocukları koruma altına alınmış. Kadın tekrar halime kalmış. Kendisinin verdiği beyanda; eşinin sürekli içtiğini, sinirli olduğunu, dayak yemekten ve yoksulluktan dolayı ruhsal dengesinin bozulduğunu ifade etmiş. Geçen sene toplum merkezi tarafından bebeği ile konukevine getirilmiş.

18. Kadın: Eşinden ayrılmış. Ayrıldıktan sonra gidecek yeri olmadığı için sokakta yaşamaya başlamış. Sokakta yaşarken polisler tarafından bulunup konukevine getirilmiş. Eşinden ayrıldıktan sonra kendisine ait eşyaları alamamış. Eşyalarını alıp annesinin yanına gidecekmiş. Eşyaları ise şunlar; iki adet sandık, bir adet karyola, bir adet beşik, bir adet tüp, bir adet ocak, bir adet katalitik, bir adet halı, kap kacak.

19. Kadın: 1969 doğumlu, ortaokul mezunu. Eşi çalışmıyormuş. Geçimlerini sağlamak amacıyla babasından kalan maaşı alabilmek için eşinden anlaşmalı olarak boşanmış. Çocuklarının yaptığı yaramazlıklara dayanamayıp evi terk etmiş. Sokakta yaşarken polisler tarafından bulunup konukevine getirilmiş.

20 Kadın: Eşinden ayrılmış. Çocuğu yok. Şizofreni hastası. Eşinden ayrıldıktan sonra ağabeyinin yanında kalmaya başlamış. Ağabeyi ve yengesi tarafında evden atılmış. Sokaklarda yaşamaya başlamış. Polis tarafından bulunarak konukevine getirilmiş. Huzurevine yerleştirilecekmiş ancak yasal olarak dört yılı varmış. Valilik tarafından huzurevine yerleştirilmek için özel onay bekliyormuş.

Dosyalarının incelemesi bitmek üzereyken iki sosyal hizmet uzmanı daha geldi. Gelenlerden bir tanesi de uzun süre sokakta yaşayan kişilerle çalışmış. Ondan sokakta yaşayan kadınlar ve erkekleri karşılaştırmasını istedim. Ona göre sokakta yaşayan kadınlar akli dengelerini kaybettikleri için daha mutluymuş. Akli dengelerini kaybedince de sokakta yaşamak daha kolay oluyormuş. "Sokakta yaşayan elli erkek ile elli kadını karşılaştıralım," diyor "Elli kadından nerdeyse kırkı akli dengesini kaybediyor ama elli erkekten ancak bir ikisi akli dengesini kaybediyor. Buna karşılık erkelerin büyük bir çoğunluğu da madde bağımlısı." Diğer sosyal hizmet uzmanı da sokakta yaşayan kadınların görünüş olarak erkeksileştiğini söylüyor.


Konukevindeki kadınlarla sohbet?

Sohbetten sonra kadınların yanına indik. Kadınların kaldığı kata inince ağır bir koku genzimi yaktı. İçeri girip sandalyelerden birinin ucuna iliştim. Odada dört kadın vardı. Cam kenarında oturan kadınla sohbet etmeye başladık. Sevimli bir tipe benziyordu. Sohbetin bir yerinde söz dönüp dolaşıp benim kistlerime geldi. Kistlerimden kurtulmam için bana birçok yöntemden bahsetti. Konuştuğum bu kadın, Bütün Hayat Üniversitesi'ni bitirdiğini iddia eden, eşini öldüren kadındı. Yaşı kırk ikiymiş. Ama altmışında gösteriyordu. Sokaktan getirildiğinde sakaldan ve bıyıktan yüzü görünmüyormuş.

Bir ara odaya sürekli kaşınan bir kadın girdi. Bir koltuğa oturdu. Kendi kendine konuşup gülüyor bir taraftan da vücudunun çeşitli yerlerini kaşıyordu. Bu kadın, sokakta yaşarken bulunan, uyuz olup bitlenen, akli dengesi yerinde olmayan kadındı.

Sağ tarafımda yerde yastık gibi bir şeyin üstünde oturan kadına gözüm ilişki. Temiz bir kadındı. Elleri iki dizinin üzerinde duruyordu ve dudaklarında da hafif bir tebessüm vardı. Sürekli arkadaşıma "Ben hep burada kalacağım değil mi?" diye soruyordu. Bu kadın, annesi ölene kadar annesiyle birlikte yaşayan ve annesi öldükten sonra da konukevine sığınan kadındı.

Sohbetimiz sırasında içeriye genç bir kadın girdi. İş aramaktan gelmişti. Gerçek kaşları yerine boya ile yapılmış kaşları vardı. Göz teması kurmaktan kaçınıyordu. İnsanın kulağını tırmalayan incecik bir sesi vardı. Sürekli sosyal hizmet uzmanına "Biz sokakta kalmayız değil mi?" diye soruyordu. Kendimi tiyatro sahnesindeymişim gibi hissettim. O sürekli aynı repliği yapıyordu, karşısındaki de aynı cevabı veriyordu. Bu genç kadın, altı yaşındayken komşu oğlu tarafından tecavüze uğrayan kadındı.

Bir ara temizlikten sorumlu kadın içeriye bir kadın getirdi. Sosyal hizmet uzmanı adını sordu. Kadın güldü ve bilmiyorum anlamında başını eğdi. Temizlikten sorumlu kadın "Adını Gülşah koyduk" dedi. Uzman, "Artık senin adın Gülşah?mış tamam mı?" diye sordu. Kadın yine hafif gülümseyerek evet anlamında başını hafifçe yana doğru eğdi. Bu kadın da sokakta yaşarken polisler tarafından bulunup getirilen kadındı. Üzerinde kimliği yokmuş ve konuşmadığı için de kimlik bilgilerine ulaşılamamış.

Çıkmak üzereyken arkadaşım ayrı bir odaya götürdü beni. Odada yaşlı ve görme engelli bir kadın yatıyordu. Arkadaşım, onunla biraz konuştu. Bu kadın emekli olduğunu, evinin ve bakıcısının olduğunu iddia eden ama neden sokakta yaşadığı açıklamayan yaşlı kadındı. Diğer kadınlar zarar vermesin diye kadını başka bir odaya yerleştirmişler.

Burnumda ağır bir koku, göz bebeklerimde çaresiz kadınların bakışları ile konukevinden ayrıldım.


Elif Dumanlı

 
Anasayfa | Hakkımızda | Haberler | Makaleler | İletişim
Bu Sitenin Web Sitesi Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...