Pazartesi Dergisi  Web Sitesi Anasayfası
Pazartesi Dergisi Hakkında
Pazartesi Dergisi İletişim
Pazartesi Dergisi Anasayfası...
   
AğuEylülEki
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
 
 
sınır ötesi operasyonla ilgili ne düşünüyorsunuz
 
 
bütün anketler
 

Novamed'de Kızlar Grevde: Bize insan gibi davranmalarını istiyorduk

Birbirimize kenetlendik ve kazanacağız


Grev çadırında, günde üç vardiya nöbet tutuyorlar. Kulübenin içini sıcak bir yuvaya dönüştürmüşler... Dinlenecek küçük bir şilte, masa, yazılı eğitim materyalleri. Kadın eli değmiş o belli. Yasal hakkımızı kullanıyoruz, sözleşme imzalanana kadar buradayız, diyorlar. Bizden de onlara sonsuz destek.  


Genel Merkezi Almanya'da olan, çok uluslu tıbbi cihaz üreticisi Fresenius Medikal Care'a (FMC) bağlı olarak Antalya'da faaliyet gösteren Novamed işyerinde, toplu iş sözleşmesi sürecinde, sendikamızın gösterdiği tüm iyi niyetli çabalara karşın anlaşma sağlanamayınca, orada çalışan arkadaşlarımız 26 Eylül'de greve çıktılar.

Bayrama üç gün kala Antalya Serbest bölgede Novamed'in grevci işçileriyle birlikteydik. Genel Mali Sekreterimiz Adnan Özcan, Kadın dergisinden, Selgin ve ben, basın dairesinden Mehmet Yılmaz İstanbul'dan birlikte yola çıktık.  Antalya Temsilcilikte, önce basın açıklaması yapıldı, sonra grev çadırı ziyaret edildi,  daha sonra da bayram kutlanarak armağanlar dağıtıldı. Arada kızlarla söyleşi yaptık. Grevdeki 85 işçiden 83'ü kadın çünkü. Kızlar, umutlu, kararlı ve neşeliydiler.  Biz de geçti onların ruh hali, kızlar ve sendikamız başaracak bundan eminiz.  


Önce sizi tanıyalım, sonra hangi bölümde çalışıyordunuz, nasıl bir iş yapıyordunuz, onu anlatın?

Feryat Ağaç:
Adım Feryat. Novamed'de beş yıldır, üretim departmanında çalışıyorum. Bekârım. Hemodiyaliz setlerinin üretimini yapıyoruz. Bir üretim hattımız var, orada 20 kişi oturuyoruz.  Herkes ayrı istasyonlarda oturarak üretim hattını devam ettiriyor. Her istasyon farklı bir materyal katarak üretimin devamını sağlıyor.  20 kişiden geçtikten sonra bir set çıkıyor ortaya. 


Niçin sendikaya üye oldunuz?

Sosyal haklarımızın verilmesi için üye olduk. Bizim işyerinde sadece işverenin söz hakkı var. Bu gün şu kurala uyacaksınız denildiğinde, o gün mutlaka o kurala uyuluyor. İş sözleşmesiyle gelen kurallara uyarız. Fakat keyfi kurallara karşıyız.  İşyerimizde konuşmak yasak bu kuralın keyfi olduğunu düşünüyor, böyle bir yasa olmasın diyoruz. Sözleşmemiz olsun istiyoruz. Fresenius Medical Care'nin 12 işyerinden 11?inde sendika olduğunu duyduk yalnız bizim işyerimizde sendika yok. Bunun Türk müdürlerle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Tavırları "biz sendikalı olmanıza karşı değiliz, ama olmayın" biçiminde. Kısacası insanız bize insan gibi davranılmasını istiyoruz.

Meryem Yılmaz:  Ben de 6 yıldır çalışıyorum. Evliyim ve bir çocuğum var. 6 yıldır baskı altındayız. İş yerinde konuşma hakkımız yok, bir arkadaşla samimi olma hakkımız bile yok. Biz hakkımız olanı istiyoruz.


Sendikanın adı duyulduktan sonra bazı haklar elde edilmiş galiba onlardan bahsedebilir misiniz?

Evet, eskiden aynı üretim hattında çalışanlara doğum sırası konuluyordu. "Sen şu tarihte sen de bu tarihte doğum yapacaksın" diye. Ne zaman doğum yapacağımıza onlar karar veriyorlardı. Şimdi bu dayatma kalktı...


Grev çadırına gidiyor musunuz, nöbet tutuyor musunuz?

Evet, gidiyorum nöbetimi de tutuyorum. Orada konuşuyoruz, sohbet ediyoruz ben seve seve gidiyorum nöbete.


Size gelelim?

Naife Çiftçi: İsmim Naife bekârım.  Aynı hatta olduğumuz için sorunlar da aynı. Biz sadece daha iyi çalışma koşulları istiyoruz.  Beş yıldır burada çalışıyorum ve emeğimin karşılığını istiyorum. Kendi akrabalarına daha farklı davranıyorlar.

Nursel Arslantaş:  Beşinci senemdeyim evliyim... Burada çalışırken doğum yaptım. Son sıralı doğumlardan birini yaptım. Benden sonra zaten sendika girdi ve iptal ettiler. .  İki ay süre veriliyordu, bana çalışmalara başlayabilirsin dediler. Yaptım yaptın yapmadığın zaman sıra başkasına geçiyordu. Bu süre yüzünden çok tartışan arkadaşlarımız oldu. Çünkü tedavi görüyorlardı.

Ben de arkadaşlarımla birlikte grev çadırına gidiyorum.  Gece nöbetteydim, sabahleyin geldim. Greve giden arkadaşlarımızla diyalogumuz güzel. Ama eskiden birlikte çalıştığımız arkadaşların yüzümüze bakmadıklarını görmek gerçekten hayal kırıklığı yaratıyor.  Bir erkek çoğum var dedim ona annem bakıyoruz. Bazen onu da alıp çadıra gidiyorum. Grev çadırında yün de örüyorum, hatta yanımda örgüm.


Kadın dergisine bakıyor musunuz?

Feryat: Biz güzel buluyoruz bilgi sahibi oluyor insan. Bizi aydınlatıyor. Pek çok arkadaşımız sendikayı tanımıyor ne olduğunu bilmiyordu. Kadın dergisinin etkisiyle sendikayı tanımaya başladık. Diğer işyerlerindeki kadınların ne yaptığı okuyor, deney alışverişinde bulunuyoruz.

Muazzez Uysal: İçerideki atmosferimiz hiç de iyi değildi. Kan seti üretiyoruz, en ufak hatamız bir insanın ölümüne neden olabilir. Biz bunun bilincindeyiz. Bizim moralimiz ne kadar iyi olursa. Tempomuz o kadar iyi olur.  Bana doğrudan bir baskı uygulanmadı. Ama arkadaşlarıma uygulanıyordu. Biz birbirimize kenetlenmiş durumdayız. Onlara uygulanan baskıyı ben kendime uygulanmış sayarım. Bizler insanca bir yaşam için böyle bir işe girdik. Çok da memnunuz. Direneceğiz ve sonuç alacağız. Zamanı geldiğinde gidip nöbetlerimizi tutuyoruz, gece gündüz demeden. Bizlere sendikaya üye olduk diye bayağı kötü davranıyorlardı, son dönemlerde izin istiyorum "git sendika halletsin" diyorlar izin benim hakkım kimse bana böyle yaklaşamaz. Bu bizim yasal hakkımız, saygı duymak zorundalar. Çağdaş bir toplumda yaşıyoruz. Sırayla doğum meselesinde bize bu her zaman her yerde var, diyorlardı. Biz öyle sanıyorduk. Sendika sayesinde okudukça öğrendik hiçbir yerde böyle bir şey yokmuş. Doğrudan doğruya bunların kişisel tutumlarıymış.


Daha önce geldiğimizde arkadaşlarımız kullanılan kimyasallara değinip, onların çocuklarının sağlığını tehdit ettiğini söylemişlerdi. Var mı öyle bir durum?

İçeride kullandığımız losyonlar gerçekten rahatsız edici.  Kullandığımız ürünlerde de var bunlar. Benim migrenime fena halde dokunuyor. Bunun üzerine şefime bu koku bana dokunuyor, beni ara üretime verin, dedim. Ara üretime geçirmediği gibi daha zor olan bir bölüme aldı.


Peki, kimyasallarla ilgili bir çalışma yapmışlar mı?

Güya yapmışlar ve önlemlerini almışlar ama hiçbir faydası olmadı. Bir zamanlar maske kullanıyorduk. Onu da yasakladılar. Konuşuyor muşuz ve konuşmamız maskeden anlaşılamıyormuş. Ben kokuya dayanamadığım için o maskeyi kullanıyordum. Ama şimdi kesin kullanılmıyor. Bu konularda bizi hiç anlamadılar.

Ümmühan İnce: Novamed'de 6. yılıma giriyorum. Evliyim, bir oğlum bir kızım var. Çok zor şartlar altında çalıştık. Şahsi hakaret ve her türlü baskıyı gördük. Kimi arkadaşlarımıza, niye yapamıyorsun, beceriksiz gibi hakaretlerde bulunulurken, bazılarını da kenara çekip tartaklayabiliyordu, şeflerimiz. Onlar istediği gibi kızıp bağırabiliyorlardı, biz ise ses çıkaramıyorduk. Çünkü hiçbir hakka sahip değildik. Çalışanlara insan gibi yaklaşsalar üretimimiz de daha güzel olacaktı. Moral bozukluğu hata oranını da artıyordu. Tuvalete giderken bile yedekleyip öyle gidiyorduk. Son zamanlarda kaç kere tuvalete gittiğimizi, kaçta gidip kaçta geldiğimizi de yazıyorduk. Tuvaletimiz bile kısıtlanmıştı.


Grevle birlikte yeni bir üretim hattı açılmış sanıyorum, onu biraz anlatır mısınız?

Evet, beyaz hat açıldı. Onların hiçbir uzmanlığı yok.  Sendikaya üye olmayacaklarına dair imza atarak girmişler.  Çok deneyimsiz oldukları için beceremediler. Ürettikleri setler geri gelmiş, duyduğumuza göre. Çoğu istifa ederek ayrıldı. Bizim yaptığımız iş kolay bir iş değil. En azından 6 ay öğrenme süreci gerekiyor. Bir yıl çalışmamış bir arkadaşımızı şef yapmışlar, kendi bilmiyor ki neyi öğretsin. Bir becerisi yok insanları eğitemiyor, hakaret ediyor yalnızca o insanlar da istifa edip gidiyorlar tabii ki. Personel sürekli yenilenilenince hatalar da çok oluyor.  Biz çalışırken son altı- yedi aydır "84- 41" diye bir üretimimiz vardı o hepsinden zor bir üretimdi. Bunu da şimdi deneyimsiz insanlara yaptırıyorlar. İnsan hayatınla oynanıyor.

Biz güçlüyüz, ele ele verip mücadeleyi sonuna kadar sürdürmek istiyoruz. Bir kadın olarak gurur duyuyorum halimizden. Beni eşim de destekliyor. Kişisel olarak da işverenin büyük baskısı altında kaldım. Kenara çektiler, gidemezsin yapamazsın diye, ben bu işyerinde migren hastası oldum. Bana senin migrenine hoş görülü davrandık, girme sendikaya, dediler. Girersem ona göre davranacaklarını söylediler, beni tehdit ettiler yani.

Neslihan Topak: Beş yıldan beri Novamed'de çalışıyorum. Bekârım Önceleri şefimle aram iyiydi, ama sendikaya girdikten sonra tavırlar değişti. Kendi grubunda sendikalı personel olsun istemiyor.  Benim şahsıma bir şey yapılmadı. Ama olan arkadaşlarıma, bağırıp, çağırmalarına tanık oldum. Laf sokuşturup, geçmeler vardı. İnsanı psikolojik olarak etkiliyor böyle şeyler.  Sendikaya üye olduğum için asla pişman değilim. Başka işyerinde de olsa ben yine sendikaya üye olurum. Bilinçliyim. Bunun yasal hakkımız olduğunu biliyorum. Bu iş yerinden hasta olup çıksam, birilerinin ardımda olup bana destek olması çok iyi. Avukat tutacak kadar zengin değilim. Şimdi artık rahatım, arkadaşlarım var, arkamda sendika var. Önceleri sana ne söylense kafanı eğip duruyordun. Çünkü söz hakkı onlardaydı. Siz altta olduğunuz için yapacaklarını yapıyorlardı. Sendika girince geri çekildiler. 


Grev gözcülüğü yapıyor, geceleri de nöbet tutuyorsunuz, aileniz bu duruma nasıl bakıyor?

Babam önce karşıydı sonra, dayanabileceksen gir, dedi. Annem destek veriyor. Esasında benim de hoşuma da gidiyor. Beynim de hiçbir korku yok.

Samime Caner: Ben de üç senedir Novamed'te çalışıyorum. Sendikadan önce şefimizle aramız iyiyidi. Güler, konuşur, masasına otururduk. Önce ben iyi bir şefim herkes istediği gibi sendikaya girebilir, diyor, sonra da çekip sendikanın bu kötülükleri var niye sendikaya üye oluyorsunuz, istifa etsen daha iyi olur diyordu.


Kötülüğü neymiş?

Sizden para kesecekler, eğitimsizsiniz anlamazsınız diyordu. Biz de iyi yönlerini sıralayarak, biz de size bunları bildirelim, dedik. Oysa biz eğitim aldık, her şey bilinçli bir biçimde yapıyoruz. 

Baskılar bizi yıldırmıştı. Arkadaşımız hapşırdığında "çok yaşa" bile diyemiyorduk. 

Şimdi biz buradayız, onlar orada. İçeride bulunan arkadaşlar halimizi anlar bize destek olurlar inşallah.


Sağlık sorunları yaşadınız mı?

Kullandığımız solüsyonlar bir aç defa gözüme kaçtı. Geçenlerde doktora gittim, kist oluşmuş gözümde. Şimdi görme kaybı var. Bugün banaysa yarın orada bulunan arkadaşlara. Sendikalı olduğumuz için mutluyuz, sonuna kadar da direneceğiz.

Münevver Konuk: Evliyim, iki çocuğum var. Kız 16 yaşında oğlan 10 yaşında çocukları kendi hallerine bıraktım. Zor şartlarda baskı altında çalışıyorduk. Hasta olduğumuzda da çalışmak zorundaydık. Sendikanın adı duyulunca daha sonra biraz daha toleranslı olmaya başladılar. Bu noktada da şunları söylüyorlar:  "Biz  sizin tüm haklarınızı veriyoruz, ne gerek var sendikaya"  Onlar grev kararını almamıza neden oldular. Kimsenin katılmayacağını sanıyorlardı. Ama biz çok sağlam çıktık greve..


Grev çadırında hayat nasıl,  siz nöbetteyken çocuklara kim bakıyor?

Biz kendi aramızda iyi motive olmuş durumdayız. Ama nöbette bulunduğumuz sırada içeride çalışan arkadaşlarımız yanımıza yanaşmıyorlar. Grev çadırı çok iyi konuşuyor, sohbet ediyoruz. Çocukları birbirine emanet ediyorum. Çoğu zaman eşim evde oluyor, bir ara gece vardiyasındaydı çocuklar yalnız kaldılar. Şu anda gündüz çalışıyor biraz rahatladım. Başladık sonunu getireceğiz... Yılmak yok.

Ayşe Bilgili: Ben 1.5 yıldır çalışıyorum. Bekârım. Ailemizden ayrıyız, iki kız akrabamla birlikte kalıyorum. Baskıdan ve insanlık dışı tavırlardan kurtulmak için sendikaya üye olduk. Esasında greve çıkmaya kendimiz istemedik. Sendikalılar "hayır" oyu kullandığı halde, işveren sendikasızları toplayarak, "evet" oyu kullandırttı. Bizi greve çıkmaya mecbur bıraktılar. Greve çıkamaz sandılar. Ama herkes greve çıkınca, şaşkınlık içinde kaldılar. Toplu halde hareket ettik. Ailem, daha çok da babam beni destekliyor. Sendika konuşulmaya başladığında babam "hemen üye olacaksın" dedi. Ondan destek gelince ben de hiç tereddüt etmedim. Eylem sırasında devamlı hareket halindeyiz, çok güçlendiğimi hissediyorum. Novamed'de beş, altı yıl çalıştıktan sonra rahatlıkla işten çıkabiliyorlar seni. Ne olacak o zaman? Alacağımız tazminatı avukatlara vermek zorunda kalacağız, ama sendikalıysan seni savunacak birileri oluyor her zaman. 


İhtiyaçtan mı, yoksa bir mesleğim olsun diye mi çalışıyorsunuz?

İhtiyacım da var, bir ortamım olsun da istiyorum. Fabrikaya girmemim nedeni ise sigortalı bir işte çalışmaktı. Çalışmak gerçekten de insanı sosyalleştiriyor. Ama bu iş yerinde bizim her türlü sosyal ortamımız engelleniyordu. Greve devam diyoruz. İçeride çalışan arkadaşlarımız da hepimizin işçi olduğunu unutmasınlar. Onlardan bize destek vermelerini beklerdik. 

Hafize Uysal:  Beş yılımı bitirdim bu işyerinde, altı yılama girdim. Bir oğlum var, o altı aylıkken başlamıştım işe. Şimdi altı yaşında okula başladı ve annem bakıyor. İlk girdiğimiz zamanlar inanılmaz baskı vardı. Çok elverişsiz koşullarda çalışıyorduk.  Bizim mücadelemiz daha önce başladı. Sendikaya girmeden çalışma şartlarımız insanileştirilsin, ücretlerimiz artırılsın diye işyeriyle de konuşmuştuk bizi dinlemediler. İtiraz ettiğimiz için yemeğimizi kestiler, poğaça ile simit verdiler. Sonra çorba ile salataya döndüler. Sendikanın gireceğini anlayınca, dört tür yemek çıkarmaya başladılar. Ama biz olayın farkındayız. Önceleri çocuk parası da vermiyorlardı, biz sendikaya üye olunca şimdi 20'şer Euro çocuk parası vermeye başladılar. Önceden emzirme izini yoktu şimdi o da var. Biz ama bu hakların hiçbirinden yararlanamadık. Hamile arkadaşlarımız gece vardiyasında çalışıyorlardı. Oysa bu kanunen yasakmış. Şimdikiler çalışmıyorlar.  Yeni girenler burasının şartları iyi diyorlar. Oysa bizim direnmemiz neticesinde kazandılar o hakkı. İşyeri ne zaman sözleşme imzalarsa biz o zamana kadar grevdeyiz.

Nuran Tüzün: Ben de arkadaşım gibi beş yıldır bu işyerinde çalışıyorum. Bir kızım var. İki yaşında, o da sıralı olan doğumlardan biriydi. Bana iki ay süre verdiler. Bu süre içinde hamile kalmak zorundasın, yoksa sıran başkasına geçer dediler. Allaha şükür oldu. Yoksa tekrar sıra bana gelinceye kadar bekleyecektim. Ben de çocuk istiyordum ama iki aylık süre zarfından nasıl olacaktı onu da bilemiyordum. Emzirme izni kullanamadım. Bizi eviniz uzak diye yollamadılar. İki aylıkken emzirmeyi kestim. Çocuğumu emziremedim, diye hâlâ suçluluk duyarım.  Sendikanın lafı geldikten sonra ama bir emzirme odası açıldı.


Kimyasallarla ilgili bir sorun yaşadınız mı siz?

Kullandığımız solüsyonların kokusu çok ağır olduğu için genzimizde tıkanmalar oluyordu. Devamlı faranjittik. Şimdi grevdeyiz işte. Eşim de destekliyor beni. Çocuğa bakıyor ama o da vardiyalı çalışıyor gececi olduğunda bazen annem bazen de kaynanam bakıyor. Sonuç alınana kadar devam edeceğiz.

Özlem Arın: Ben çalışmaya 2001 Şubat ayında başladım. 2001'de hamile kaldım, bebeğimi düşürdüm. Daha sonra 2004'te sıra geldi, bu bebeğim de rahatsız doğdu. Bir aylıkken böbreğinden ameliyat oldu. Böbrek kanalları tıkalıymış. Ben araştırma yapmadım ama çalışma şartlarından olabilir diye kuşku içinde oldum hep. Aynı dönemde bir başka arkadaşımın çocuğu da damaksız doğdu. Belki kullanılan kimyasallar konusunda ciddi bir araştırma yapmak gerekiyor. Grevde nöbet tutuyorum. Ben genelde gececiliği seçiyorum. Eşim akşamları evde oluyor. Ben gündüzleri bakıyorum,  eşim bakıyor. Bazen çocuğu da getiriyorum.

Ben kendi isteğimle çalışmaya başladım.  Bir kadın açısından çalışmak çok önemli. Bebeğimin geleceğini düşünüyorum. Bir an önce hakkımızı alıp bu işin sonuçlanmasını isterim tabii ki.

Mehtap Yılmaz: Dört yıldır Novamed'de çalışıyorum. Eşimden ayrıyım. Bir kızım var. Bu benim ilk işim değil, daha önce 7-8 yerde çalıştım. Burasını gördükten sonra ama diğer işyerinde çalışmamış gibi kabul ediyorum kendimi. Buranın koşulları çok ağır. Ben çocuğumla bile ilgilenemiyorum.


Aileniz sizi destekliyor mu, nöbette neler yapıyorsunuz?

Ailem grevi ve beni destekliyor. Çok yağmur yağdığında bizi içeri alacaklarını söylemişlerdi. Geçen gün ortalığı sel götürüyordu. Güvenlik görevlisi ile içeri haber gönderdik, çok yağmur yağıyor girebilir miyiz diye, Hayır şu an değil, dediler. Orada ıslandığım için hastayım.  Tabii ki bu ve bunun gibi şeyleri göze alarak greve çıkmıştık. Amaçları bizi yıldırmak. Ama yılmayız biz,  şeker değiliz ki eriyelim, dedik kaldık o gece. 

Ben çalışmak zorundayım. Eski eşimin maddi manevi hiç bir yardımı yok çocuğa ben bakıyorum. Şu an annemin emekli maaşı ile geçiniyoruz. Ama şartlarımız da çok ağırdı.

Çalışırken çok rahatsızlanmıştım kurum doktoruna gittim, görsünler durumu anlasınlar diye. Aşağıdaki kimyasal ürünlerin tıkadığını nefes alamadığımı söyledim. Doktor bana, onlar daha ziyade nefesinizi açar, dedi. Benimle resmen dalga geçti yani. Ertesi gün doktora gittiğim de senin burun mukozan tamamen çökmüş diye bana bir hafta izin verdi.

Dudu Bayraktar:  Yedi yıldır burada çalışıyorum. Evliyim, emekliyim. Benim için sigorta yatırmıyorlar ama aynı maaşımda bir değişiklik yok. Eşim beni destekliyor o da öğretmen emeklisi. O da sendikalaşmak için çok uğraş verdi. Biz hep mücadele içinde olduk. Benim için fark etmeyecek ama arkadaşlarıma destek vermek istiyorum, haklıyız. Ben ara üretimdeydim... Sonra ana üretim hattına oturttular, o zaman niye yetişemiyorsun, yapamıyorsun edemiyorsun diyorlardı. Oraya ilk defa oturan kişinin de o kadar hızlı olması mümkün değildi.  Üretimde çalışanlar arasında en yaşlısı bendim bu yaştan sonra hakarete uğramak çok dokunuyordu.


Kendi isteğinizle mi çalışıyorsunuz?

Evet, 33 yıldır çalışıyorum, evde oturmayı sevmiyorum. Ev gezmelerini sevmem, evde oturunca huzursuz oluyorum. Çalışınca sosyal ortamı oluyor insanın, ayrıca ek bir gelir elde ediyorsunuz.  Daha rahat yaşamak istiyor insan sonuçta. Gece grev çadırındaydım. Üçte gelip, 11'de çıkıyoruz, 11'de gelen 7'de çıkıyor. 7'den üçe kadar da başkaları geliyor. Üç vardiya olarak nöbet tutuyoruz. 

Sıdıka Demirel: Altı yıldır Novamed'de çalışıyorum. Evliyim iki oğlum var. Birinin hamilelik dönemini iş yerinde geçirdim. İkinci oğlum için sıraya girerek doğum yaptım.  Şimdi o on aylık. Diğer oğlum ilkokula gidiyor. Sonra sıra işini kaldırdılar zaten. Ben sıra bekledim ama. İki ayı bir gün geçirmek yok. Eğer diğer arkadaş sana, hadi bir ay daha sen kullan, diye tolerans tanırsa, devam edebiliyorsunuz.  İlk girdiğimiz sırada hiç doğuramıyorduk, yasaktı. Daha sonra sıraya koydular, sendika lafı duyulunca da sıra meselesini kaldırdılar.


Çocuklara kim bakıyor?

Çocukları kayınvalideme ve eşime bırakıyorum. Fabrikada çektiğim sıkıntıları eşime anlatırdım. Eşim o zaman çalışma dediğinde, ona da karşı çıkardım, niye çalışmayayım diye. Çünkü çalışmak istiyordum, çalıştığımda kendimi daha iyi hissediyordum. Bugüne kadar geldik işte. Eşim beni destekliyor. Sonuna kadar buradayız. 

Melek Ay:  Ben de evliyim iki kızım var. Özel bir baskı görmedim ama diğer arkadaşlarımın yaşadıklarına tanıklık ettim. Grevimiz güzel gidiyor. Umarım kazanacağız.





Grev Çadırı:

"Her gün daha fazla güçlendiğimizi hissediyorum"


Grev çadırına gittiğimizde sabah nöbetini tutan arkadaşlarımızla karşılaştık. Onlara da uzattık mikrofonumuzu.


Kaç nöbetini tutuyorsunuz, isminiz, soy isminiz?

Emine Yaşar:
Sabah nöbetindeyim,  üçte nöbeti başka arkadaşlara bırakacağız. Grevimiz güzel geçiyor. Her geçen gün ben daha da güçlendiğimizi hissediyorum. Yılmadan devam edeceğiz.


Buraya sizi ziyarete gelen oluyor mu kimler geliyor?

Ziyaretçilerimiz oluyor tabii. CHP,  DSP'den milletvekilleri de geliyor,  başka ziyaretçilerimiz de oluyor. Ziyaretçilerimiz bazen yemek, bazen kahvaltı getiriyorlar. Biz de çay yapıyoruz oturup birlikte yemek yiyoruz, sohbet ediyoruz. Her gün birileri oluyor mutlaka. 

Duduhan Karakaya: 22 yaşındayım. Evliyim bir oğlum var. Çocuğuma annem bakıyor.  Novamed'de üç yıldan beri çalışıyorum. Buraya bizi ziyarete gelen çok insan var, onlardan da destek alarak başımız dik ayakta duruyoruz.

Karıncaya, bu topal bacağınla nereye gidiyorsun, diye sormuşlar, sevgilime gidiyorum, diye cevap vermiş. Ama bu bacakla nasıl varacaksın, demişler, olsun varamasam da sevgilimin yolunda ölürüm, demiş.

Filozofun biri yolda fenerle geziyormuş bu sıcakta fenerle ne arıyorsun demişler, adam gibi adam arıyorum diye cevap vermiş.  Biz de hakkımızı arıyoruz. Yılamadan mücadelemize devam edeceğiz.


Petrol-İş Kadın Dergisi-Necla Akgökçe/Selgin Zırhlı


 
Anasayfa | Hakkımızda | Haberler | Makaleler | İletişim
Bu Sitenin Web Sitesi Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Hazırlanmıştır...